Sağlık

Yiyin efendiler yiyin! Cevizin yüzde 72’si, bademin yüzde 80’i ithal

Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜKSİAD)’nin açıkladığı rakamlara göre Türkiye’de satılan cevizin 72’si, bademin ise yüzde 80’i yurt dışından alınıyor. Kuruyemiş toptancılarının belirttiğine göre tüketiciye ürünler Tokat ve Amasya’dan geliyor diye satılıyor.

Çok sevdiğim bir harita var. Türkiye’de 1940’larda üretimi yapılan ürünlerin fiziki haritada gösterildiği alanlar, Türkiye’nin unutulmuş ve artık oldukça uzak bir geçmişte kalan güzelliğini ortaya koyuyor. Türkiye, bir zamanlar özellikle Avrupa’nın hayvancılık ve tahıl ambarıydı. İklim ve coğrafyanın getirdiği bollukla birlikte üretimi yapılan alanlar şu anda verimsiz toprak statüsüne dönüşüyor. 2003 – 2015 döneminde Türkiye sadece tarım ve gıda ithalatı için yabancı ülkelere 400 milyar TL ödedi. Türkiye bu dönemde kendisinin de ürettiği buğdayı Rusya, Almanya, Fransa, Ukrayna’dan, samanı Gürcistan’dan, nohut ve yeşil mercimeği Kanada’dan, büyükbaş hayvanları Şili, Uruguay’dan, pamuğu ise ABD’den aldı. Türkiye aynı dönem içerisinde tarıma ayırdığı bütçenin tam 5 katını ithalata verdi. Yani üretime yönelik verilmesi gereken bütçeler hazır ürüne konuldu, tarımda uygulanan kolaycı politikalarla birlikte üretimden ziyade tüketim alışkanlığı seçildi. Bunun sonucu olarak ise çiftçi, ürettiği para etmeyen ürünleriyle birlikte iflas noktasına geldi, ve tarımsal alanın 27 milyon dönümü elimizden kayıp giti.

‘Yerli badem yok ki satalım’

Bu içeriğe örnek oluşturabilecek son gelişme ise badem ve ceviz cephesinden geldi. Üreticilerin açıkladığı veriler ithalatın boyutunu ortaya çıkarırken, çiftçilerin ‘Yerli badem yok ki satalım’ feryadı basında kendine yeni yer edinmiş bulunuyor. Türkiye’deki badem ve cevizin yurt dışındaki örneklerinden çok daha kaliteli ve lezzetli olduğunu söyleyen çiftçiler ellerine gelen ithal ürünleri Amasya, Tokat cevizi diye sattıklarını belirtiyorlar. Öte yandan 2005-2015 yılları arasındaki tüketici fiyatları da incelendiğinde ceviz içindeki tüketici fiyat artışının yüzde 288, üretici fiyat artışının ise yüzde 179 olduğu belirtiliyor. TÜİK verileri incelendiğinde diğer bir noktada ise bademdeki tüketici fiyatlarının artışının 2013’ten 2015 dönemine gelindiğinde yüzde 32 olduğu göze çarpıyor. Yani ithalattaki artış hem tüketicinin hem de üreticinin cebini daha da yakıyor.

Peki neden geri kaldık?

Duruma dair en iyi analizi ortaya koyan söylem ise Sındı Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ömer Ohan’dan geldi. Ohan özellikle badem yetiştiriciliği konusunda Türkiye’nin neden geri kaldığını şu ifadelerle açıkladı: “Bölgemizde, sulu tarım yapılamadığı için, arazisi olan her vatandaşın tarlasında badem ağacı mutlaka vardır. Badem, bölgenin olmazsa olmaz ürünleri arasında yer alıyor. Devletten bugüne kadar herhangi bir danışmanlık hizmeti almış değiliz. Halk, birbirine bakarak, atadan-dededen kalma usulleri geliştirerek badem yetiştiriciliği yapıyor. Çok eksiğimiz var. Dünya pazarına girmek ve üretimimizi artırmak için bilimsel yöntemlere ihtiyacımız var. Bildiğim kadarıyla, Türkiye halen kendi badem ihtiyacını karşılayamıyor. Dolayısıyla yurtdışından badem ithal etmek zorunda kalıyor. Bu ülkede toprak var, genç nüfus var, iklimimiz çok uygun. Bu inanılmaz potansiyeli mutlaka hayata geçirmeliyiz. Devletten danışmanlık hizmeti alırsak, dünya pazarına da açılırız.”

Kaynak: https://storia.me/tr/@karlisto/yiyin-efendiler-yiyin-cevizin-1m0czn

Diğer Kaynaklar:
https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201802261032407720-ceviz-badem-ithal/

https://odatv.com/turk-tarimi-boyle-tasfiye-edildi-2008161200.html

http://www.tepge.gov.tr/Dosyalar/Yayinlar/b053c1077dd144aebb9984eab2bdefd7.pdf

Daha fazla göster

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: